27 Aralık 2009 Pazar

yağmurlar

Yürüyüş yaptım dün.
Uzun uzun.
Hızlı hızlı yürürken ve esrik alevi deyişleri dinlerken adımlarımı öfkeyle atarken, bi yaşlı kadın, yoluma çıktı, yeşil gözlü, beli bükülmüş.
Ağzının kımıldadığını görünce, kulaklığımın birini çıkarıp, efendim teyzecim dedim, gençlik dedi, ne güzel, adımlarını hoplayarak atıyorsun, bak ben arka caddeden buraya yarım saatte geldim.
Biraz lafladıktan sonra, yürümeye devam ettim, arkadaşımın evine yaklaşınca çay yanına eşlik edecek bişeyler almak için bi markete girdim. Bisküvi çikolata filan ve gazete aldım. Kasa sırasında beklemekte olan yaşlı amca, o sırada kasiyerle pazarlık ediyordu, 20 liram var diyordu, fazla çıkarsa vermem, tam tamına 20 lira 50 kuruş tutunca kasiyer ses etmedi, aldı tamamı bozuk para olan 20 lirayı.
Sonra yaşlı amca beni farketti, bilmem yorgun mu gözüktüm gözüne yoksa üzgün mü, elindeki siyah poşeti, açıverdi birden, al dedi, çekinerek başımı uzattım poşetin içine, renk renk küçük şekerler vardı, yok amca sağol dedim, şeker hastasıyım ben, aç karnına yiyemem şeker, ben de şeker hastasıyım boşver dedi. Bi avuç şekeri koydu avucumun içine, ama dedim içimden ne yaparım ben bu kadar şekeri, yiyemem ki, atamam ki, kimseye de veremem.
Parayı ödeyip dışarı çıktım, yağmur başlamıştı. Yüzümü yağmura çevirdim.İçimden:

beni sevmezsen, yağmurları sev, yağmurlar yağsın yüzüme dedim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder