5 Ağustos 2011 Cuma

zerre

her "an" aklımda, herkese hangi an tutulduğumu iyi hatırlıyorum, o kadın o merdivenleri çıkıp karşıma dikildiğinde, o adam aylarca görüşmedikten sonra bi rakı masasında yanımda kürtçe bi şarkı söylediğinde, ve sen, kabarık kıvırcık saçların tam alnını sol köşesinden, sana "ah ne güzel esiyor, üşütüyor insanı" dedirten rüzgar, alnını sol köşesinden vurup rengarenk saçlarını sağdan sola doğru ayırdığında, biliyordum sana tutulduğumu...
yan tarafında -sanki biraz sıkılarak ama o eşsiz kibarlığından hiç ödün vermeden- dinlediğin adama bakarken, sen, ben karşında sana dalmışken, bilmem aklından neler geçiyordu...
eşsiz kibarlığın(ız), sanki her an berrak bi suya dönüşüp, içime, oradan da toprağa akacakmışsın(ız) gibi...
ben bi toprak, parçası, çaresiz açtım gözeneklerimi, ak diye her zerreme....

31 Temmuz 2011 Pazar

sarıl bana

inmeli mi bu merdivenleri
çıkmalı mı yoksa tekrar etmeden
diye diye diye
düşündüm sana bakarken

zaman dönüp dönüp dönmüş tekrar
bi iskelede karşılaşmışız
hayat acımasız değil romantikmiş bu sefer
sarıl sarıl sarılmışız
sen hala o sabah sabah sabahlığımla
bana bakan güzel adammışsın

artık hiç bişi değişmese de
yıllar sonra demek istiyorum (ki)
her gördüğümde seni
....

sadece saçımı okşa o zamanki gibi
ve o cümleyi tekrarla:
bu sen değilsin, değilsin bu sen..





26 Temmuz 2011 Salı

görrr

haydi zalim olayım
bu sefer
de
dedin

zalim olmayı denedin
(zalimdin de
zalim gözükemedin)
gözükeyim dedin

hadi dedim ben
de
hadi

zalim olamadığını
görrrrr
meye çalışmakla
geçecekkkkk
ömrünnn

git yine de zalimlerin
gözüne
bak


8 Temmuz 2011 Cuma

tersine ölmek

ölü bi çiçeği sulamaya
devam ediyorum
her sabah
bakıyorum

(daha
ne
kadar
ölebilirsin
ki
diye)

ölü bi çiçek
ölü çiçek
ölmüş tüm çiçekler
dikeyine değil de
yatayına
yaşayan

3 Temmuz 2011 Pazar

köşelerim

ağlıyorum
"oysa tek istediğim yuvarlakları olan bi alfabeydi"
köşeli bıraktınız beni köşeli


28 Haziran 2011 Salı

bu da böyle

hiç gitmedim
gideyazdım
hiç kalmadım
kalayazdım
satranç tahtasında
briç oynadım

27 Haziran 2011 Pazartesi

meyilli bişeyler

içimde nemli bişeyler var
hep

kelimeler gibi ağzımdaki
kemiklerim
inceldikleri yerden kopmaya
meyilli

sükunet
(lay me low)
istedim istedimse en çok

içimde meyilli bişeyler var
başın gibi gözyaşın gibi
nemli

26 Haziran 2011 Pazar

havada asılıydım da-

bir çocuğun alnındaki kurbanlık koyun
kanıydım
o kadar masum
o kadar sıçramış herkesin üstüne
o kadar havada asılı

yağmur yağdı sonra
çocuk unuttu beni
göremedi gözleri alnındakini

aktım
karıştım
insan kanına

16 Haziran 2011 Perşembe

kaç kişiyiz ki?

dün değil, ondan önceki gün. tünelden aşağı inerken, tam yokuştan aşağı inmiş....ken. özlemimi düşündüm. tünel ve istanbul ve sen. her uzak kaldığımda ne kadar özlediğimi. ve artık senden ve istanbuldan da kopma vaktinin geldiğini. dedim ki, özlem başetmesi güç çünkü başetmek zorundasın, özlemin gidecek yeri yok...tam o nokta. aşkın en rafine hali. gidecek yeri olmayan. pasif bi duygu. gidecek yeri olsun da istemeyen bazen. der...ken..
cemaati ötekinin ölümü kuracak diyor ya, blanchot,nancy ve diğerleri...
işte her ölüm,kayıp, imkansıza doğru. ve imkansızı gerçekleştirmeye savruluş, savrulma çabası..birbirimize tutunma yani...hiç bir sebep, hiç bir mantıklı açıklama olmadan...
kaç kişiyi düşününce gözleri dolar ki insanın...

11 Haziran 2011 Cumartesi

yine bu duvar

yine bu duvar
(dedim kendi kendime)
ellerimle itip
ayaklarımla çektiğim
evimin duvarı
doksan derece bedenime
yine bu duvar
bebeklerim doğdu bu sefer
çatlaklarından

1 Haziran 2011 Çarşamba

yan!

yan
ben ölmüş
yan
çiçek kokmuş ortalık

(iğrenç)

yan
kül
duman

ateşe keser
di)
eğer tutsaydın
"ölen öteki" nin elini
"beni öldürürken seni yaşatan" şeyi
eğer görseydin
ateşi keser
di)

halbuki
gitti
yetti (sana)
her şey!

yan!


29 Mayıs 2011 Pazar

bence arada bi deprem oluyor

bence arada bi deprem oluyor
arada bi birileri
travma travma diyor
travma travma denince
travma oluyor
self-reflective bi acı
kendine baka baka
kendini acı olmaya ikna ediyor
halbu ki yok
yok
yok
yok
yok
ki